Adını Sen Koy 183. Bölüm Özeti Kurgu Senaryosu (Meryem Emlik) Yazdı..

Sevilen dizimiz Adını Sen Koy 183. Bölüm Özeti (Kurgu Senaryosu) konumuza hoş geldiniz. Ömer ve Zehranın kimi gün neşeli kimi zaman hüzünlü öyküsünü 2. sezonda da izleyeceğiz. Aşağıda özenle yazılmış olan senaryo yeni sezon için kurgulanmıştır. Adını Sen Koy 183. Bölüm Özeti (Kurgu Senaryosu) nu sizlerin ilgi ve alakasına bırakıyor ve okumanız için ekliyoruz dizihaberi.tv sitemize..

” Tamam kurtardın beni o adamdan teşekkür ederim sayende gerçek babamı buldum ama bu anlaşmalı evlilikte kendimi kaybettim ben anlıyor musun? Yoruldum ve tükendim.. Genç ve zengin bir adamsın, yakışıklısın, hayatın hep aydınlık tarafında olabilecek her şeye sahipsin.. Şuan evlenmek iste kızlar kapında kuyruk olur, içlerinden en güzelini seçersin bizim anlaşamadığımızı söylediğinde Ayşeye o daha üzülmeye fırsat bulamadan gösterirsin yeni eşini.. Sonra da peri masallarındaki gibi mutlu mutlu yaşarsın.. Böylece ikimizde kurtuluruz birbirimizden..”

Söylediği cümleler kalbimin tam ortasına yumru gibi oturmuştu. Tam anlamıyla donup kalmıştım, boğazım düğüm düğüm olmuştu. Ben onu kaybetmemek, üzmemek için çabalarken o gitmekten ve ayrılıktan bahsediyordu.

Biz zaten daha kavuşmadık ki bana ayrılıktan bahsediyorsun. Ben daha seni mutlu etmeyi öğrenemedim ki.. Hem sen bilmiyorsun seninle rastlaştığım o gün kalbime hayat suyu verdiğini, senin gözlerine ilk baktığım o an aslında kendime yabancı olduğumu farkettiğimi.. Seni o adamdan kurtarmadım işte sadece seni kendime hediye ettim, gözlerimi her açıp kapattığımda varlığın içimdeki çölü besleyen bir su misali içime damla damla akması için.. O kadar yanılıyorsun ki biz bu evlilikte gerçek kimliğimizi bulduk kaybettiğimiz yanımız sadece yalnız ve kimsesiz tarafımızdı.. Hem sen bilmiyorsun güzelliğinin ne kadar eşsiz olduğunu ve benim sadece seni seçtiğimi.. Şimdi izin ver seninle peri masalları gibi değil gerçekten bir mutluluk yaşayalım..

Alyansını yavaş yavaş çıkardı.. Beynimin bir oyunuydu bu gerçek olamazdı. Benim tek yaptığım aptal aptal yüzüne bakmaktı. Elimi avucuna alıp yüzüğü koyduğunda anın gerçekliği bir tokat gibi yüzüme çarpıldı. Bunu yapamazdı. Asla izin vermeyecektim benden uzaklara gidip ölümü beklemesine… Gerekirse onunla birlikte ölecektim ama hem bizi yarım bırakmasına hem de tek başına acı çekmesine asla izin vermeyecektim.

Arkasını dönüp yavaş adımlarla gitmeye başladığında onu kendime çekip öptüm. Bu “seni asla bırakmam seni çok seviyorum..” deme şeklimdi.. Benim gibi bir adamın cesaretini toplayıp bu kelimeleri söyleyebilmesi oldukça zordu..

Gözlerimi kapatıp dudaklarıyla buluştuğum anda kollarıma yığıldı. Öylesine korkmuştum ki.. Tek elimle onu tuturken diğer elimle yüzünü elimin arasına alıp adını haykırıyordum.

Bütün bunların hepsi benim yüzümdendi.. Benim korkaklığım, beceriksizliğim yüzündendi.. Şu hayatta tek sevdiğim kadının gözlerinin içine bakıp da ” Birlikte iyileşeceğiz, beni bırakma seni çok ama çok seviyorum..” diyebilmeyi bile başaramamıştım işte..

1 AY SONRA…

Ellerimi saçlarımın arasından geçirip derin bir nefes aldım ve oturduğum sandalyede başımı eğip akan gözyaşlarımı sildim. Omzuma dokunan bir elle kendimi toparlamaya çalıştım.. Demir, karton kutudaki sade kahveyi uzatıp yanıma oturdu.

Demir: Toparla biraz kendini..
Ömer: Demir, o kadar çaresiz hissediyordum ki kendimi.. ben onsuz.. dediğimden omzumu tutup elimdeki bardağı aldı..
Demir: Bana bak gözlerime… Yeter artık bir aydır kendini suçluyorsun.. Tek yaptığın ağlamak.. Biraz toparla artık kendini, bak Ayşe, Asya, halan gözünün içine bakıyor senin.. Unutma Ayşe hamile bu kadar üzüntü onun için de fazla.. Güçlü olmalısın Ömer..
Ömer: Demir elimde değil, Zehrayı o kadar çok özledim ki.. Gülüşünü, sesini, her sabah gözümü açtığımda onu görüp içimin huzurla kaplanmasını.. Gözlerinin içine bakıp da bana huzuru getiren maviliklerini çok özledim Demir anlasana.. Zaten bir aydır iyiyimiş gibi rol yapmaktan çok yoruldum izin ver en yakın dostumun yanında acımı yaşamama..
Demir: Ama Ömer böyle konuşma Zehra..
Ömer: Biliyorum Demir.. Ama yanımda olmadığı her saniye boğuluyorum…

Demir, acımı o kadar iyi anlıyordu ki acımı paylaşmak istercesine sımsıkı sarıldı..

Demir: Ben şirkete geçiyorum, imzalanacak evrakları akşama getiririm..
Ömer: Demir sen olmasan ben napardım..
Demir: Şimdi bunları düşünmenin sırası değil.. Hem şu gözlerinin haline bak en azından bir kaç saatliğine uyu…
Ömer: Denerim..

….

Zehranın cansız vücudunu kollarımda taşırken avazım çıktığı kadar “Zehra.. nolur beni bırakma..” diye haykırıyordum. Zehra kucağımda o kadar çok yürümüştüm ki sonunda ormanın içinde olduğumu farkettim, etrafta ürtücü bir sessizlik vardı. Ağaçların arasından görünen ay ışığı kırmızı rengindeydi ve karşımda yazısız bir mezar taşı ve yeni kazılmış bir mezar vardı sisler içinde..

Zehrayı kendime daha sıkı bastırdım. Onu bırakamazdım.. ordan kaçmak için arkamı döndüğümde siyahlar içindeki bir adam Zehrayı benden zorla almaya çalıştı.. Tek hareketiyle kendimi yerde bulmuştum. Zehrayı o mezarın içine koymaya yeltendiğinde hızla kalkarak onu ittim ve Zehrayı onun kollarından aldım ama ayağımın takılmasıyla Zehra kollarımdan kayıp mezarın içine düştü…

Gözlerimi korkuyla açtığımda ter içinde kalmıştım. Ben Zehrayı kendi ellerimle mezara koymuştum.. Bu duruma daha fazla katlanamazdım. Koridorda koşar adım yürümeye başlayıp kendimi Mertin odasına attım ve yakasına yapıştım.

Ömer: Yeter artık anlıyor musun yeter.. Bunu bilerek yapıyorsun sırf bizi ayırmak için…
Mert: Ömer sana sakin ol ve sabret demekten yoruldum artık ya..
Ömer: Sabır falan edemem anladın mı ben karımı görmek istiyorum..
Mert: Bak sana bunu bin kere açıkladım tekrar açıklayım.. Zehraya her ne yaptıysan o kadar güçsüzleşmiş ki elimizdeki tek seçenek kalbi kendini toparlayana kadar onu uyutmak.. Bu ne kadar sürer bilmiyorum belki bir hafta belki bir yıl.. Kendini topladığında yeniden onu mahvetmen için uyandıracağım merak etme… dediğinde daha da sinirlenmiştim..
Ömer: O makinaların hiç bir işe yaradığı yok bir ay oldu ya bir aydır tek gelişme yok.. O aptal makinalar onun kalbine iyi gelmiyor işte..
Mert: Sen mi iyi geliyorsun peki.. Gördük ne kadar iyi geldiğini..
Ömer: Sana uymayıp söyleseydim bildiğimi bunların hiç biri olmayacaktı.. Seni son kez uyarıyorum eğer karımı o makinaların içinden çıkarmazsan öldürürüm seni.. diye bağırdım..

İçeri güvenlikler girip beni dışarı çıkarmıştı. Elinde her zamanki gibi poşetlerle gelen halam beni o şekilde gördüğünde gözlerini devirdi. Sessizce gidip oturdum..

Cevriye: Oğlum bak böyle yapma… Zehranın iyiliği için bunlar… dediğinde tuttuğum gözyaşlarımı serbest bıraktım.
Ömer: Hala, ben onsuz her saniye ölüyorum göremiyor musun bunu.. O makinalar sevgi veremez ki Zehraya bizim sevgimizi hissetmeyince nasıl güçlenecek kalbi..
Cevriye: Şşş tamam.. biliyorum biliyorum.. Ama Zehra seni böyle çaresiz görseydi ne kadar üzülürdü.. Şu saçının sakalının haline bak bir aydır doğru düzgün eve bile gitmedin.. Zehra için halacığım lütfen güçlü ol.. diyip sarıldı..

Küçük bir sarılma halbuki ne kadar güven veriyordu, ne kadar iyi hissettiriyordu.. O doktor bozuntusu Mert bunu bilseydi… Zehraya sımsıkı sarılsaydım iyileşirdi işte.. Eskiden olduğu gibi sevgimi ve aşkımı saklamazdım hem..

Cevriye: Ben burdayım en küçük şeyde haber veririp sana lütfen gidip dinlen kardeşini, yeğenini gör hadi oğlum..
Ömer: Ayşe iyi mi hala.. Biliyorum onu o kadar çok ihmal ettim ki bana ne kadar kızsa haklı..
Cevriye: Kimsenin sana kızdığı yok oğlum.. Herkes sana destek olup, kucak açmak için bekliyor…

….

Ayşenin bir ayda bu kadar büyüyen karnını gördüğümde zamanın aslında ne kadar hızlı aktığını farkettim. Bir aydır doğru düzgün kimsenin yüzüne bakamıyordum ki.. Herkes Zehranın hastalığını öğrendiğinde benim üstüme gelmişti daha önce söylemediğim için.. Özellikle ölümcül bir hastalığı yenip yeniden yaşama tutunan kişi olarak en büyük tepkiyi o vermişti.

Hiç bir şey demeden gidip Ayşeye sarıldım. Onun da sımsıkı sarılması acımı anlaması için kelimelere ihtiyacı olmadığını kanıtlar gibiydi.

Sakallarımı traş edip duş almıştım. Üzerimi giyindikten sonra ellerim istemsizce Zehranın çekmecesine gitti, tarağında hala saçlarının kokusu vardı.. Takıları, parfümü, makyaj malzemeleri aynı bıraktığı gibiydi.. Ellerimle nazikçe dokundum.. Tam kapatacağım anda beyaz bir kağıt dikkatimi çekti ama telefonumun çalmasıyla çekmeceyi kapatıp telefona baktım. Babam arıyordu..

Ömer: Efendim baba..
Salim: Oğlum ben hastaneye geliyorum da bir istediğin var mı diye aradım.
Ömer: Babacığım bekle ben seni almaya geliyorum, dışardayım birlikte gideriz..
Salim: Tamam oğlum bekliyorum..

Telefonu cebime koyarken ceketimin cebindeki alyans düştü.. Tekrar takma fırsatını bile bulamamıştım. Ama tekrar taktığında asla çıkarmamak üzere takacaktı. Tam kapıyı açtığımda aklıma biraz önceki kağıt geldi.. Hemen gidip hızla çekmeceyi açıp kağıdı çıkardım..

” AŞK

Onu seviyorum
Beni öpmek istedi..
Onun yanında kendimi dünyanın en şanslı insanı hissediyorum
O varken çocuklaşıyorum
Çok ilgili ve ince düşünceli
Yarın ölecek olsam bile onu yanımda isterim
Onunla mutlu ve kısa bir ömrü, onsuz uzun bir hayata değişmem..

MANTIK

O beni sevmiyor.. düşmanının kızıyım niye sevsin ki beni..
O benim arkadaşım..
O benim yanımda olduğu sürece huzur bulamayacak
Ben hastayım ve bu ameliyata dayanamayabilirim o zaman mahvolur
Sinirli olduğunda zorba oluyor
Hastalığımı bilmiyor
Bu mantık evliliği
Ayşe için evlendi benimle
Öpmek istemenin aşkla alakası olmayabilir ..”

Dakikalarca yüzümde aptal bir gülümsemeyle kağıda baktım. Kaç kere okuduğumu bile saymadan..

Beni seviyordu onca zamandır ve kendiyle savaşıyordu. Kalbi yüzünden kalbinin sevdiği kişiden uzak duruyordu benim karım, üstelik ben de onu deli gibi severken sırf korkaklığımdan, reddedileceğim düşüncesiyle ve benden kaçacak diye susmuştum.

Şimdi her zamankinden daha çok görmek istiyordum Zehramı.. Evet benim Zehram, Allah’ın sadece benim için yarattığı bir mucize.

Adını Sen Koy 183. Bölüm Özeti (Kurgu Senaryosu) böyle.. Devamı gelsin ister misiniz?

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter

Konu hakkında yorumunuzu yazın

Adını Sen Koy 183. Bölüm Özeti Kurgu Senaryosu (Meryem Emlik) Yazdı.. (6 Yorum)

  1. Meryem’ciğim ne kadar güzel yazmışsın öyle! 2 gün önce okumaya başladım ve bugün bitirdim okumayı son yazdığın yere kadar ama hemen yaz devamını olur mu? Cok heyecanlı bir yerde bitti bölüm. Devamını bekliyorum canım.

  2. Meryem’ciğim ne kadar güzel yazmışsın öyle! 2 gün önce okumaya başladım ve bugün bitirdim okumayı son yazdığın yere kadar ama hemen yaz devamını olur mu? Cok heyecanlı bir yerde bitti bölüm. Devamını bekliyorum canım.

  3. Yaaaa zehrayı neden hasta ettin..üzüntüden ağlıycam şimdi,çok ciddiyim..zaten bi yüzü gülmedi,ne ailesinden,ne o zorba sırığından..damlamamak için zor duruyor göz yaşlarım..genel açıdan baktığımda güzel…ama çok hüzünlü..benim kalbim hüznü fazla kaldıramıyor…

Etiketler: Eklenme Tarihi: 8 Temmuz 2017