Adını Sen Koy 297. Bölüm Özeti (6 Mart Salı) Leyla İzgü Yorumuyla..

Star tv de hafta içi her gün ekrana gelen Adını Sen Koy dizisi 297. Bölüm Özeti (6 Mart Salı) gününün özeti ve fragmanı ile kaldığı yerden devam edecek. Yeni tüyolar ve bilgileri sizlere sunmaya devam edeceğiz. Ancak şimdilik sizleri sitemiz yorumcularından Leyla İzgü hanımın yorumu ile baş başa bırakıyoruz. Adını Sen Koy 297. Bölüm Özeti (6 Mart Salı) Leyla İzgü Yorumuyla..

Bir kutuya sıkıştırılmış anılar.Ne acı çocuklarına kalbiyle çok yakın,bedeniyle bir o kadar da uzak bir anne.Neden hala Jülide hanımın çocuklarını bırakmak zorunda olduğunu bilmiyoruz.Bu konuda arkasından Bahşende hanımın çıkacağı bir hikaye bekledik ama hala Jülide hanımın gitme sebebini öğrenemedik.Zehra gibi bizlerin de kafasındaki soru işaretleri aydınlanmadı maalesef.

O sert ve dik duruşun arkasında ne kadar da sevgiye,şefkate muhtaç Ömer gördük.Ömer annesinin gidişiyle bir gecede hayatın yükünü omuzlanmış ve büyümek zorunda kalmış bir çocukluk geçirmiş. Dışarıda ki insanlara karşı kalın duvarlarının olmasına şaşmamalı. Kendince annesiz kalan Ömer’i içine hapsetmiş ve bir daha çıkarmamış taki Zehra’nın hayatına yaptığı tatlı dokunuşa kadar.

Ömer ilk defa Zehra’nın şefkatiyle, sevgisiyle, sabrıyla, yüreğine dokunuşuyla, aşkıyla karşılıksız sevgiyi buldu. Bu yüzden Zehrası için korkuyor, üzerine titriyor, sevmelere, dokunmalara kıyamıyor. Sevmeyi bile Zehrasından öğreniyor. Belki de sevmeyi bilmediği için Zehrayı bu kadar çok kırdı, hırpaladı.

Evet Ömer’in dediği gibi çok doğru insanlar kendi gerçeklerinden kaçmak için bazı nedenlerin arkasına saklanır. Ders çalışmak, tamamen işkolik olmak yada dış dünyaya kendini kapamak gibi. Böyle davranarak gerçeklerden kaçtığını sanırsın ama sen nereye gidersen git ne yaparsan yap senin gerçeklerin senle her yerde ve her durumdadır. Ömer de tam anlamıyla bunu yapmış. Ömer’in yarasının ne kadar derin olduğunu gördü Jülide Hanımın gelişiyle Zehra. Bu konu da konuşmadıkları için haliyle Ömer’in yarasının derinliğininda farkına varamamıştı.

Bu konu da Zehraya kızamayız. Sevgi emekti,sevgi fedakarlıktı, sadakat hatta güvendi. İnsan olarak; Yaratılan her şey’i yaratandan ötürü yüzeysel olarak severiz. Ama bizim için emek vermiş, fedakarlık yapmış insanların yeri bir başka değil midir? Karşılıksız sevgiden bahsediyorum. Anne, baba, kardeş vb. gibi. Ama tek karşılıksız beklentisiz saf sevgiyi anneden almazmıyız? Anne ve bebeği arasında ilk anda başlayan sevgiden bahsediyorum. Eminim anne olanlar ne demek istediğimi anlamıştır. Jülide Hanım da her ne kadar gitmek zorun da kaldıysa çocuklarının sevgisini kalbinde götürmüş bir anne.

O sevgiyi gözyaşlarıyla yıkamış, hasretiyle beslemiş küçük bir kutuya çocuklarıyla olan anılarını sığdırmış bir anne. Nedense ben o anneye kızamıyorum. Zehra ve Ömer’in bitmek üzere olan evliliğine sevgi ve hasretle dokunuşuyla bile Zehra’nın kalbinde ki buzların eridiğini gördük. Birçoğumuz Zehra’ya kızdı. Ömer’in af dilemelerini değil de hiç tanımadığı bir kadının sözleriyle boşanmadan vazgeçti diye. Kalp en çok sevdiğine kırılırmış. Zehra’nın kalbi de sevdiği tarafından defalarca kırıldı. Ama sevdiğinin neden o kalbi kırdığını görmesine sebep olan o kadına inandı.

O anne, evladının kalbini, neler yaşadığını, neler hissettiğini görmesini sağladı. Ayşe de Ömer de ne kadar kızsa da, nefret etsede annelerini çok seviyorlar. Sevgileri nefretleri kadar büyük. Ayşe, Zehra ile konuşurken ne demişti; hasta iken iki şeyden korktum biri kızımı annesiz bırakmak diğeri annemi dünya gözüyle bir daha görememekten. Buda Ayşe’nin yarasının derinliğini göstermiyor mu? Annesine olan hasretini, özlemini tek bir cümleye sığdırdı Ayşe içi sızlayarak. Ömer’in de Ayşe’nin de içlerinde ki yara bir süre daha kanayacak bu çok belli.

Zehra ve Hediye’nin yardımıyla bir süre sonra Jülide, Ömer, Ayşe yüzleşmesi göreceğiz. Kaybettikleri çocuklukları geri gelmeyecek belki ama hiç olmazsa o yüzleşmeden sonra yaralar iyileşecek.
Seven aşık Ömer’i haftalardır izliyorduk. Kendi adıma sevdiğini kıskanan Ömer’i görmeyi özlemişim. Sizlerinde özlediğini tahmin edebiliyorum. Zehra’nın da hoşuna gitmiyor değil hani. Bence Mehmet Beyin gelişiyle odadan odaya yapılan küçük ziyaretler kısa zaman da bitecek ve daimi gerçek bir evliliğe dönüşecek.

Zira Zehra’nın kalbinde ki buzlar eridi. Yerini sevdiğine sıcacık ve hasretle bakan bir eşe dönüştü. Utangaç Zehramız Ömerine kalsan gitmesen diyemiyor. Ömer de gitme desen Zehra bitsin bu hasretlik diyemiyor. Çünkü Zehrasını ürkütmek istemiyor. Siz neleri aştınız? Zehra artık Ömer’e ne kırgın ne kızgın çoktan affetti. Evet yine aşk mı gurur mu derken aşk kazandı… SİTE AHALİSİ SEVİLİYORSUNUZ.. Leyla İzgü

zvr

Bu Yazıya Tepkin Ne Oldu ?

YORUMLAR

  1. Harika bir yorum leyla hanım teşekkürler

  2. Bölüm güzeldi.Dizi güzelleşti.Ama Zehra ve Önerin evliliği gerçeğe dönmeli sıra iki genç doğasına ters

  3. Bizim bir komşumuz var onunla birlikte yapıcaz Xanım azerim şu an için bilmiyorum onunda misafirleri var bizimde gelecek ne zaman boş vakit bulursak o zaman yapıcaz siz ne zaman yapıyorsunuz?

  4. ayselim novruz bayraminda tatlilari martin necesinde hazirliyorsunuz

  5. Hoş buldum Nurbanu teşekkür ederim iyiyim evet biz hiç konuşmadık seninle bundan sonra bol bol konuşuruz artık

  6. Sende iyiki varsın Xanım azerim seni çok seviyorum canın bizde de her kes uyudu bende burdayım

  7. Gülay abla bende yağmuru çok severim ama dediyin gibi çok yağınca da evden çıkamıyoruz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.