Dünya’da ve Türkiye’de Çernobil Faciasının Etkileri

Eski Sovyetler Birliği (SSCB) döneminde 26 Nisan 1986 yılı saat 01.24’te bugünki Ukrayna sınırları içerisindeki Çernobil Nükleer Santralinde dünyadaki gelmiş geçmiş en büyük Nükleer felaket gerçekleşti. Yaşanan felaketin etkileri bugün dahil tüm Türkiye ve Dünya’da devam ediyor. Patlama sonrası yaşanan trajediler ve Türkiye’nin maruz kaldığı radyasyon etkisi ve daha fazlasını sizler için araştırdık.

Dünya'da ve Türkiye'de Çernobil Faciasının Etkileri

Çernobil Faciası Nasıl Gerçekleşti?

Olayın başlangıcının yani Nükleer patlamaya sebep olan olayın sebebinin Baş Mühendis Anatoly Dyatlov’un Nükleer Santralde rutin olarak belli dönemlerde gerçekleştirilen testlerden birisinde 700 megawatt üzerinden yapılması planlanan testin değerini 200 megawatta çekmesi gösterilir. Dyatlov, diğer mühendislerin itirazlarına rağmen kararından dönmeyerek deneyin kararını 25 Nisan 1986’da vermiş ve santralde gece saatlerinde (26 Nisan 1986, saat 01.24’te) görevli mühendisler deneyi gerçekleştirmişlerdir. Deney esnasında Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktöründe güç dalgalanması olmuş ve bunun akabinde büyük bir patlama gerçekleşmiştir.

Çernobil Nükleer Santralinin 4 numaralı reaktöründe meydana gelen patlama dünyanın gördüğü en büyük nükleer kaza olarak kayıtlara geçti. Patlama sonucunda açığa çıkan radyasyon, reaktör beton ve çelikle mühürlenene dek hergün için Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının toplamından yüzlerce kat fazla oldu.

Patlama sonucu ortaya çıkan radyasyon mevsimsel olarak sık sık yağan sağanak yağışlar dolayısıyla Türkiye dahil tüm kıta Avrupa’sı ve Asya’ya yayıldı. SSCB tarafından radyasyona karşı önlem çok geç alındı. Bunun ana sebeplerinden birisi reaktörde bulunan radyasyon ölçüm cihazlarıydı. Ortaya çıkan radyayon o kadar yüksekti ki reaktörde bulunan ölçüm cihazlarının ölçüm seviyeleri düşük olduğu için gerçek radyasyon seviyesini ölçemediler. Bundan dolayı reaktördeki mühendisler SSCB yönetimine büyük bir sızıntının olmadığını ilettiler. Bu yanlış teşhis facianın daha da büyümüesine mücadelenin gecikmesine sebep oldu.

Radyasyonu Temizleme Çalışmaları

SSCB’li uzmanlar Nükleer santralin çatısındaki Sezyum-137’yi temizliyerek radyasyon yayılımını büyük ölçüde engellemek istediler. Bunun için uzaktan kumandalı robotları kullanmaya çalıştılar fakat radyasyon seviyesi o kadar yüksekti ki robotlar bozuldu, kumandalar işlevsiz kaldı. Bunun üzerine bu görevi insanların yapması gerekliliği ortaya çıktı. Chernobyl dizisinde de konusu işlenen ve Biyorobot adı verilen askeri ve sivil çalışanlara radyasyondan etkilenmemeleri için tabanlarına kurşun levha yerleştirilmiş ayakkabılar ve yine özellikle iç organların olduğu bölgeleri kaplayacak şekilde kurşun levhalarla kaplanmış dalgıç elbiseleri giydirildi. Sezyum-137 en fazla çatıya yayıldı. Bu yüzden her bir Biyorobot çatıda sadece 90 saniye çalıştırıldı. Bu kişilerde ilerleyen yıllarda çeşitli seviyelerde vücut hasarları oluştu.

Reaktör patladıktan sonra, yüzlerce itfaiyeci ve kömür madeni işçisi reaktörde oluşan ve gittikçe ısısı artan reaktör yangını durdurması için gece gündüz çalıştırıldı. Reaktörü soğutma çalışmalarında saatte 300 bin ton su kullanıldı. Su ile soğutma başarısız olunca patlama noktasına helikopterlerle 5000 ton bor, kil, kum, dolomit ve kurşun döküldü. Soğutma çalışmaları sonrasında radyasyonu hapsetmek için reaktör binası 410 bin metreküp çimento ve 7 bin ton çelikle kaplanarak mühürlendi.

Çernobil Biyorobots - dizihaberi.tv

Çernobil Faciasının Dünya’ya Etkileri Nasıl Oldu?

Eski SSCB, bu olayı bir süre saklamaya çalıştı ama felaketin boyutları çok büyüktü ve gizlenemezdi. Nitekim ortaya çıkan radyasyon ilk olarak İsviçre’li bilim adamlarınca farkedildi ve dünyaya duyuruldu. Dünya’nın farklı noktalarında normal radyasyon seviyelerinin üstünde değerler görüldü. SSCB ilk başlarda kazayı reddetmeye çalışsada Avrupa’daki radyasyon düzeyinin ciddi miktarda artmasıyla kazayı kabul etmek zorunda kaldı. Dünya’nın yardım tekliflerine rağmen SSCB bunu milli bir gurur olarak kabul etti ve yardımları büyük ölçüde reddetti. Kaza sonucu oluşan radyasyon yüklü bulutlar 2 gün sonra İskandinavya’ya ulaştı.

Çernobildeki patlamanın etkisiyle ilk anda santralde görevli 31 kişi hayatını kaybetti. Sezyum-137’nin kullanıldığı reaktörde bu maddenin etrafa yayılması ve açıkta kalması Türkiye’den İskandinavya’ya kadar birçok ülkede radyosyon seviyesinin normal Röntgen değerlerinden onlarca kat fazla görülmesine sebep oldu. Özellikle Türkiye’nin de dahil olduğu yakın coğrafya on yıllar boyu sürecek bir radyasyon etkisinin altına girdi. Nükleer Santralin temizlenmesi için görevlendirilen askerlerin büyük bir bölümü ilerleyen yıllarda öldü. Çernobil kazasının sağlık üstündeki doğrudan görülen ilk etkisi ise 237 temizlik işçisinin akut radyasyon sendromu yaşamasıydı. Bu insanların 28’i 1986’da, 19’u da 1987-2004 arasında öldü.

Nükleer Santralin temizlenmesi için çalışmalara katılanların da önemli bir kısmı öldü. Çalışmalara katılması için gönderilen askerler, reaktör enkazında 3 dakikalık sürelerle çalıştılar ve temizlik ancak 15 gün sonra tamamlanabildi. Bu askerlerin büyük bir bölümü maruz kaldıkları radyasyon nedeniyle ilerleyen aylarda hayatını kaybetti.

Kazadan 10 gün sonra radyasyondan en çok etkilenen alan olarak kabul edilen kaza noktasının yanındaki bugünkü adıyla ölü şehir olan Pripyat’ta 16 bini çocuk olmak üzere 45 binlik nüfusu dahil, 30 kilometre çapındaki bölgede yaşayan 135 bin kişi başta olmak üzere toplamda 400 binden fazla kişi başka bölgelere tahliye edildi. Bölgede yaşayan tüm evcil ve yabani hayvanlar radyasyonu yaymaması için askerlerce öldürüldü. Gıda maddeleri başka bölgelerden getirildi ve radyasyon bulaşmış gıdaların tüketimi yasaklandı. 5 milyondan fazla kişiye radyoaktif iyodun tiroid bezi tarafından alımını engellemek için potasyum iyodür tabletleri dağıtıldı. Fakat SSCB yönetimi, iyot tableti dağıtımına kazadan 27 gün sonra, 23 Mayıs 1986’da başlayarak bu konuda da çok gecikti.

*Ağır düzeyde radyoaktif Sezyum-137 kirlenmesine uğrayan alan 150 bin kilometre kareye yakın (Türkiye yüzölçümünün (783 binmetrekare) yaklaşık beşte biri).
*Bugünkü Ukrayna’nın 18 bin kilometrekarelik tarım alanı ve ormanlarının %40’ı radyoaktif kirlenmeye uğradı.
*Beyaz Rusya’nın tarım arazisinin %22’si ve ormanların %21’i radyoaktif kirlenmeye uğradı.
*Nükleer sızıntıdan etkilenen alanın büyük bölümü bugün bile yarı ömrü 30 yıl olarak belirtilen Sezyum-137 radyoaktif kirliliğin altında.
*Birleşmiş Milletler tarafından 2011 yılında yayımlanan bir rapora göre Çernobil bölgesinde yaşamış 7000 kadar çocuğun tiroid, akciğer, göz gibi kanser hastalıklarına yakalandı.
*Avrupa’da radyoaktif kirliliğe maruz kalan bazı kasabalarda, test edilen sütlerin yüzde 93’ünün kabul edilebilir düzeyden çok daha fazla miktarda kimyasal sezyum oranı içerdiği görüldü.
*Kazanın Ukrayna’ya maliyeti 2000 yılı itibariyle 148 milyar dolardı ve bu maliyet her yıl daha da artmaktadır.

Çernobil Faciasının Türkiye’ye Etkileri Nasıl Oldu?

Kazanın gerçekleştiği dönemde yoğun yağışların olması yağmur bulutlarını radyasyonla yükledi. Radyasyon yüklü bulutlar mevsim dolayısıyla Türkiye’de özellikle kuzeyde kalan bölgeler olan Trakya ve Karadeniz’de yoğun radyasyon yüklü yağmurların yağmasına neden oldu. Kazanın Türkiye’deki ilk etkileri 1987 yılında görülmeye başlandı. 1987’de Karadeniz illerinde kanser görülme oranında ciddi artışlar görülmeye başlandı. O dönemde Karadeniz çayı üzerinde ciddi spekülasyonlar yapıldı. Olay, bölgeye olan ekonomik boyutu düşünülerek sağlıklı-sağlıksız tartışmalarına neden oldu. Çay, fındık gibi tarım ürünleriyle birlikte deniz ürünleri ve dereler radyoaktif kirliliğe maruz kaldı. Nükleer kazadan sonra Karadenizde toplanan çay ve fındığın büyük bir kısmı bilinçsizlik ve ekonomik sebeplerden ötürü yetkililerin gerekli bilgilendirmeleri yapmaması sebebiyle tüketildi. Yoğun radyasyon görülen bir kısım ürün toprağa gömüldü. Çernobil patlaması Türkiye’de 5’te 1’i kadar bir alanın radyoaktif etki altında kalmasına sebep oldu.

Nükleer Patlamanın Türkiye’de Görülen Etkileri Neler Oldu?

*4 Mayıs 1986’da İstanbul’da, Kapıkule-Edirne yolunda havadaki radyasyon seviyesi 16 miliRöntgen/saat olarak ölçüldü. Bu değer normalin tam 1000 katıydı ve günümüze kadar Türkiye’de ölçülen en yüksek radyasyon değeri olarak tarihe geçti.

*1 Mayıs 1986’da Düzce Akçakoca Karasu Bölgesi’nde havadaki radyasyon o bölgenin normal radyasyon seviyesinin 20 kat fazlası (150 mikroRöntgen/saat) olarak ölçüldü.

*Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan araştırmada, lösemi vakalarının 1986 öncesi yüzde 0,7 iken, 1986 sonrası yüzde 2’ye çıktığı belirlendi.

*Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de 1984 yılında yüzbinde 19,2 olan kanser vakaları, 1996 yılında yüz binde 63,46 olarak bildirildi.

Chernobyl (Çernobil) Dizisi Konusu Nedir ve Oyuncuları Kimler?


Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter

Konu hakkında yorumunuzu yazın

Etiketler: Eklenme Tarihi: 19 Ağustos 2019